Öyle hayaller kurdular ki bakın ne oldu 2.
John Kennedy ve Alan B. Shepard çok yakın iki arkadaştılar. Çocukluktan itibaren ikisinin de zirveyi zorlayan hayalleri vardı. Kennedy ABD’ye başkan olmak istiyordu, Shepard ise uzaya giden ilk ABD’li astronot. Her biri gençlik yıllarını birgün bu amaçlarını gerçekleştirmek için gerekli çalışmaları yaparak geçirdiler.
Kennedy 20 Ocak 1961 de ABD Başkanı olarak yemin etti. Yakın arkadaşı Alan B. Shepard ise bu tarihten sadece 105 gün sonra, yani 5 Mayıs 1961 de Rus astronot Gagarin’den sonra uzaya giden ilk astronot oldu. İkisinin de hayalleri gerçek oldu. Başkan Kennedy yakın arkadaşı astronot Shepard’ı Beyaz Saray’da ağırladı ve ulusal kahraman ilan etti. İkisi de gerçeğe dönüşen hayallerinin doruklarındaydı.
1992’de George Bush'u yenerek Amerika Birleşik Devletleri'nin 42. başkanı seçilen Bill Clinton, Boys Nation üyesi kolejli bir öğrenci iken 6 Haziran 1963’te Beyaz Saray’da Başkan John F. Kennedy ile tanıştığında bir gün onun yerine geçme hayallerini çoktan kafasına koymuştu. Ondan sonraki hayatı bu hayalini adım adım gerçekleştirmeye yönelik oldu. O da başardı. İlginçtir, Kennedy’nin makus ölümü hariç kaderleri bir çok yönüyle kesişti.
İdealler, hayallerin disipline edilmiş ve makul bir çerçeveye oturtulmuş halidir. İdealleri gerçekleştirmek için atılan her adım, hedefe varmaya uygun olmalıdır.
Başka bir örnek verelim.
Adı Melis...
Henüz 10 yaşında.
Daha 2-3 yaşında iken de yetişkin insanlar gibi konuşur, dinleyenler bilmiş tavırlarını gıpta ile izlerdi. Kendisini 7-8 yıldır görmemiştim...
Eşimin halasının torunu olan bu küçük hanımefendi ile yıllar sonra geçtiğimiz günlerde yeniden karşılaştığımızda kendisine, ‘en çok hangi yaşta olmayı merak ediyorsun’ diye sordum.
Ben sadece bir yaş söylemesini beklerken, “18, 23 ve 27 yaşlarımı çok merak ediyorum” dedi. “Hayrola, bu yaşların özelliği ne?” dedim.
‘Genç kız olmak nasıl birşey onu merak ediyorum. 18 yaşımı bu açıdan önemsiyorum’ dedi. ‘Ya diğerleri’ dedim. ‘22 yaşında üniversiteyi bitireceğim, çok gecikmeksizin 23 yaşında evlenmeyi düşünüyorum’ dedi. ‘Ya 27’ dedim. ’27 yaşında ilk çocuğumu doğurmayı düşünüyorum. Annelik nasıl bir duygudur, onu da merak ediyorum...’ dedi. Kendisini tebrik ettim.
Dün yazlığımda misafir ettiğim tanınmış bir televizyoncu dostumun 8 yaşındaki kızına büyüyünce ne olmayı planlıyorsun diye sorduğumda, “Türkiye’nin 2. Kadın başbakanı” dedi. Bu cevap takdir edilmez de ne yapılır. Bir perspektifi var gençlerin...
Planlı yaşayanlara bayılırım. Şirketlerin bile geleceğe yönelik plan ve vizyonları varken, hayatı rastgele yaşayan, yarınlara dair tahayyülleri ve hedefleri olmayan insanlardan hazzetmem. İnsan ilişkileri sinerji oluşturan bir mahiyet arz ettiğinden, çevre seçimi erken yaşlardan itibaren çok önemlidir. İnsanın kimlerle arkadaş olduğu ile nereye varmak istediği arasında bağlantı vardır. Yukarıda yer verdiğimiz John Kennedy ile Alan B. Shepard örneği bu açıdan önemlidir.
Sözün özü, bir amacı olmalı insanın...
Herkesin bir yıldızı vardır...
Amerika Birleşik Devletleri'nde Alman kökenli ilk Senatör olan Amerikalı asker ve siyasetçilerden Carl Schutz, “İdeal denen şey yıldıza benzer. Onlara hiçbir zaman ulaşamayız ama, tıpkı denizcilere olduğu gibi, bize de yolumuzu gösteren odur” derken, Fransız rönesans yazarlarından Montaigne’de, “Amacı olmayan gemiye hiçbir rüzgardan fayda gelmez” der.
Biz rotamızı belirleyeceğiz ki, o yolculuk için ihtiyaç duyduğumuz gereksinimleri ve hangi rüzgarlardan istifade edeceğimizi ona göre şekillendireceğiz.
Tanıyanlar bilir, hayatın rastgele yaşanmaması konusundaki düşüncelerimde biraz hassasımdır. Geçtiğimiz yıllarda işe aldığımız bir asistana, ‘bana hangi yılda master, doktora ve doçentliğini tamamlayacağını yıl yıl yazarak vereceksin, evleneceğin tarihi de sadece yıl değil ay olarak not düşeceksin. Planındaki ilk hedef tutmadığında işten atarım” dedim. Şu ana kadar hedeflerinde aksama olmadı. Zor şeyler değil bunlar. Yeterki bir amaç, ona uygun da bir çalışma temposu olsun.
Kimi zaman ulaşamamış olsak bile, hayallerimiz bize varmak istediğimiz yol konusunda ipucu verirler. Amerikalı yazar William Feather, “Bir şeyi başarmak için ona kesin karar vermekten başka başarıya ulaştırıcı bir yol bilmiyorum” der.
Nitekim vizyonu büyük insanların başarı potansiyellerinin de büyük olduğu görülmüştür. Hedef sahibi öğrencilerin hayatta daha başarılı oldukları tespit edilmiştir.
1953 yılında dünyaca ünlü Amerikan Yale Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada öğrencilere amaçlarını yazmaları istenmiştir. Bu öğrencilerden sadece % 3’ü amaçlarını net olarak yazabilirken, % 97’sinin net bir hedefinin olmadığı anlaşılmıştır.
Aradan 20 yıl geçtikten sonra, her biri yetişkin bir birey haline gelmiş olan aynı insanlar üzerinde yapılan araştırmada, 20 yıl önce hedeflerini yazabilen % 3’lük kesimin hayatlarında daha başarılı oldukları ve çoğunun hedeflerine ulaştıkları görülmüştür.
Harvard Üniversitesi tarafından 2000 yılında Amerikan gençliği üzerinde yapılan bir araştırmada, gençlerin sadece % 23’ünün hayatta bir amacının olduğunu söylediği, buna karşılık % 77’sinin ise hayatı ve boş ve anlamsız buldukları görülmüştür.
J. Ginder, “Her insan başarı için gerekli iç kaynaklara sahiptir” der. Önemli olan bu iç kaynakları harekete geçirecek bir motivasyon süreci yaratabilmek ve zorlukları yenme, gerekli girişimlerde bulunulduğunda başarıya ulaşmanın mümkün olduğu konusunda bir inanç taşımaktır. Kısacası sözlü ve filli dua birlikte yapılmalıdır.
“Geleceğin Meslekleri” kitabımın 2001 yılında okuyucularla buluşmasından sonra çok sayıda email almıştım. Bu emailler arasında beni en çok etkileyen, lise 1. sınıfı yeni bitirdiğini söyleyen Emrah Gültekin isimli öğrencinin mesajı olmuştu. Öğrenci mesajında; “Lise 1. sınıfı yeni bitirdiğini, önünde daha 2 yıl lise, belki hazırlığı dahil 5 yıllık bir üniversite, ardından da 1,5 - 2 yıl askerlik olmak üzere yaklaşık 9-10 sene olduğunu, bugün için popüler olan kimi mesleklerin 10 sene belki de önemini kaybedeceğini, bu yüzden hayata atılacağı 10 yıl sonrası için kendisine ne tür meslekler önerebileceğimi” soruyordu.
Emrah Gültekin’den aldığım bu mesajı birçok eğitimci ile paylaştığım gibi, Türkiye’nin yakından tanıdığı bir çok isme ve devlet erkanına gönderdim ve bu örneğin yeni neslin potansiyeli ve perspektifi konusuna iyi bir örnek olduğunu belirttim.
Gençlere geleceklerini planlamalarını öneriyorum.
Siz size düşeni yapın, sizin dışınızdaki faktörlerin oluşturduğu güçlükleri karşılamak için bir direnciniz olsun.
İşi şansa ve oluruna bırakmayın. Dümen elinizde olsun.
Başarılar.
Prof. Dr. Osman ÖZSOY
********************************************* yayına hazırlayan : bilal aydın ****************************************